Yazar :
Gül Uslu, Faik AhmetSesli
Özet :
nsanoğlu denizi, tarih boyunca beslenmek, ham maddesini çıkarmak, teknolojisini geliştirmek ve ulaşımını sağlamak için kullanmıştır. Belirli bir ekosistem içinde yer alan toplumlar, kullandıkları üretim teknolojileri sonucu eko dengeyi tahrip etmekte, kısa dönemde geçimlerini sağlama endişesi içinde, uzun vadede geleceğin birçok imkanlarını yok etmektedirler. Kirlenmenin en uygun olduğu deniz ortamı, insanlığın gelecekteki besin deposu olma özelliğini hızla kaybetmektedir. Denizlerin kirlenmesi biyolojik
olarak gelecek için olduğu kadar bugün içinde tehlikelidir. Kirlilik besin zinciri boyunca yürümekte ve insan dahil bütün canlılara
zarar vermektedir. Türkiye’de de hızlı nüfus artışı, kirlenme ve yıllık yağış ortalamasının dünya ortalamasından düşük olması; mevcut kaynakların daha dikkatli kullanılmasını ve kirlenmeye karşı gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını gerektirmektedir. Bu alanların içerdiği faaliyetlerin çeşitliliği, yenilenemez ve tekrar üretilemez alanlar niteliğinde olmaları nedeniyle, sürekli değişime uğrayan bu alanların kontrol altına alınması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu çok çeşitli faaliyetler ve taleplerin sınırlanabilmesi ve denetlenebilmesi, bir kayıt zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. Yukarıda açıklanan tüm bu nedenler başta Amerika Birleşik
Devletleri, Kanada ve Avustralya olmak üzere birçok gelişmiş ülkede Deniz Kadastrosu kavramını gündeme getirmiştir. Türkiye’de
ise; kıyı alanları ve denizlerle ilgili mevzuat incelendiğinde, deniz ve kıyıların devletin hüküm ve tasarrufunda olduğu ve bu alanlarda özel mülkiyetin söz konusu olamayacağı belirtilmektedir. Bu çalışmada, gelişmiş ülkelerdeki Deniz Kadastrosu kavramı genel hatlarıyla açıklanmış, Türkiye’deki kıyı ve deniz alanlarındaki faaliyetler incelenerek, Türkiye için bu kavramın gerekli olup
olmadığına ilişkin tartışma ortamı oluşturulmaya çalışılmıştır
Anahtar Kelimeler :
Kıyı, Deniz, Mülkiyet, Kadastro, Deniz Kadastrosu
Kaynak :