Yazar :
Tuna EROL
Özet :
İnsan var olduğundan bu yana “ben kimim ?” sorusu kadar önemli olmuştur “neredeyim?” sorusuna aradığı cevaplar. Bu sorunun
cevabı için insan önce etrafını, sonrasında gözünün tüm gördüklerini resmetmiş, tariflemiş ve ilk adım olarak ölçmeye başlamış
devamında ölçme ile beraber anlamaya çalışmıştır. Şimdilerde ise gözünün gördüğünün de ötesini merak eden insanın ölçme,
anlama ve anlamlandırma çabası kesintiye uğramadan ama baş döndüren bir hızda ilerleyerek halen devam ediyor.Basit ölçme ile
başladığı bu teknolojik yolculukta hızla ilerleyen insanoğlu, aynı ilerlemeyi “neredeyim?” sorusuna aradığı cevap açısından toplum
bilim, erdem diye tarif edebileceğiz büyük insanlık bilincinde araması gerekiyor. Teknolojik ilerlemede katettiği hız ve mesafe
yanında yüz yılları bulan erdem yolculuğunda alabildiği yolu samimi olarak “neredeyiz?” sorusuna hem birey hem de toplum
bilincinde vereceği cevapta belki bulmaya çalışıyor.
Aradığı tüm cevaplar ve içinde bulunduğu toplumun gelişimini destekleyen tüm araştırmalar, yenilikler önce bireyde, devamında
bireylerin oluşturduğu kurumların gelişkinlik düzeyi ile doğrudan bir ilişkiyi de içinde barındırıyor. Verinin elde edilmesi, onun
bilgiye dönüştürülmesi ve bilginin etkin, planlı kullanılması ise bireyden, kurumsala ve kurumsaldan bireye doğru olan doğanın
döngüsü gibi olmasa da bu döngünün birbirini etkilemesinin bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Bireyin içinde kaçınılmaz olarak
bulunduğu dünya ile coğrafya ve kader bağlamında bulunduğu toplum içindeki davranışını belirleyen ahlakı/etiği ile bireyin
diğerleri ile bir araya gelerek oluşturduğu kurumların/yapıların kültürünün/işleyişinin toplam verimliliği hem iç hem de dış huzurun
bir göstergesi olduğu gibi içinde bulunduğu toplumunda kalkınmışlık seviyesine dair ipuçlarını da içinde barındırıyor.
Temelde insan ile başlayan etik diyebileceğimiz genel geçer, beynelmilel ve tüm insanlığın ancak varabildiği bilinç düzeyini ifade
eden kurallar manzumesi ile temelde insan yapısı olan organizasyonların kurumsallaşarak yani bireye bağımlılığın teoride
bitirilebildiği, kuralların ön plana geçtiği yapıların kendini toplam insanlık bilincinin gittiği yeri takip ederek güncellediği,
değişebildiği oranda toplumsal kalkınmayı da desteklediği artık biliniyor. Bu hiç bitmeyen döngünün anlamının içselleştirilerek,
işleyiş ve yenilenişinin hayata geçirildiği toplumlarda diğerlerine fark atarak daha fazla ilerleme kaydettiği de çağımızın su
götürmeyen bir gerçeği olarak karşımızda duruyor. Kurumsallaşma ve bu yapının olmazsa olmazı olarak mühendislik etiği
kavramlarına, bireyden kuruma/yapıya yani özelden genele ve tam tersi istikamette bir bakış ile ele alınması ve önemlerinin dile
getirilmesi amaçlanmıştır.
Anahtar Kelimeler :
Mühendislik Etiği, Kurumsallaşma, Mühendislik Felsefesi, Etik
Kaynak :