Yazar :
İlknur Fatma Dönmez, Erdinç Örsan Ünal
Özet :
İmar ve yapı kurallarına uyulmaksızın ve gerekli izinler alınmaksızın yapılan konutların hukuki durumu “imar suçu”dur. Devlet dar
gelirli ve yoksul vatandaşlarına konut arzında yetersiz kaldığı için bu yapılaşma şekli yıllar içinde artarak kontrol edilemez hale
gelmiştir. İç ve dış göçler, tarım sektörünün durumunun kötüye gitmesi ve yetersiz arazi yönetim politikaları yüzünden kırsal
alanlardaki insanların, kentlerde hizmet sektöründe çalışmayı cezbedici bulması gibi makro boyuttaki sorunlar nedeniyle ‘ucuz konut’
stoku talebi gittikçe büyümüştür. Ekonomik sisteme dâhil edilemeyen bu konutlar, devlet tarafından sosyo-ekonomik ve toplumsal bir
gerçeklik olarak kabul görmüştür. Devletin bu kabulüyle belli dönemlerde “imar afları” söz konu olmuştur, günümüzde de 3194 sayılı
İmar Kanunu’nun geçici 16.maddesi ile gündeme gelen ‘imar barışı’ kavramı, daha önceki imar affı yasalarının kapsamını genişleterek
bu konunun güncelliğini sürdürmesini sağlamıştır. Bu kanunla 31 Aralık 2017 tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı
olarak yapılmış yapılar için imar barışına başvurulabilecek ve yapı kayıt belgeleri alınabilecektir.
Hukuki açıdan bakıldığında; İmar barışının kişilere bir tapu belgesi sağlamayıp, alınan yapı kayıt belgesinin yıkım kararına karşı
kullanılabilecek bir belge olması ve bu belge ile elektrik, su vb. hizmetlerden yararlanabileceği bilinmektedir. Bu belge için yüksek
meblağlarda ücretler ödenmesine rağmen, binanın yıkımına ya da kentsel dönüşüme girmesine kadar geçerli olması sorun arz
edecektir. Binalar için yenileme ya da yıkım istenmesi halinde taşınmazın bulunduğu bölgeye ait mevcut imar planı uygulanacaktır.
Örneğin, bölgede imar hakkı 4 kat, fiili durum 6 kat ise yapı kayıt belgesine bağlanmış olan 2 katın hukuki durumu ne olacaktır?
Ekonomik bağlamda imar barışının gerekçelerinden biri de, sayısı azımsanamayacak düzeylerde olan bu yapı stokunun ekonomik
sisteme dâhil edilememesi ve yapı kayıt belgeleri ile yasallaşma sürecinden sonra ekonomik olarak bir değer kazanacağı yani teminat
olarak gösterilebilecek olması idi ancak mevcut imar hakkının uygulanacak olmasının, banka kredilerinin alınması ve bunların
uygulanması konularında çekinceler yarattığı görülmektedir. Yapı kayıt belgesi alınmış olsa dahi bina yıkıldığında imar planından
dolayı kaçak katlar yapılamayacağı için bankalar bu durumu göz önüne alarak kredi vermeme yoluna gidebilecektir. Öte yandan yapı
kayıt belgelerine ödenen ücretlerin devlete getirisi, projelendirme aşamasının mühendislik ve mimarlık sektörünü canlandırması da
göz ardı edilememektedir.
Bu çalışmada; sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkının var olabilmesi için atılması gereken adımların Türkiye koşullarında
değerlendirilebilmesi amacıyla konu farklı yönlerden ele alınmıştır. Hukuki, ekonomik ve toplumsal açıdan mevcut imar ve yapılaşma
koşullarının birlikte değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Sonuç olarak; İmar aflarının ve imar barışının tüm boyutlarını
anlayabilmek için öncelikle tarihsel süreci değerlendirmek ve günümüzde gelinen noktayı analiz etmek gerekmektedir. Bu çalışmada
imar afları, 775 sayılı kanun öncesi dönem; 775 sayılı kanun sonrası dönem; 6/6/2018 tarihinde yapı kayıt belgelerinin verilmesi
ile ilgili 3194 sayılı imar kanununa eklenen geçici 16.madde ile imar barışı süreci, bu süreçte yaşanan sorunlar, olumlu ve olumsuz
yanları ekonomik, sosyolojik ve hukuki bağlamda analiz edilecektir.
Anahtar Kelimeler :
İmar barışı, imar affı, yapı kayıt belgesi
Kaynak :