Yazar :
Orhan Özkaya
Özet : Türkiye,
“küreselleşme” sürecine sokularak, neo-liberal ekonomik sistemin dayatmalarıyla
tüm kamu kaynaklarını birer birer elden çıkartmaktadır. Bunun adına da Avrupa
Birliğine girmek için “Uyum Yasaları”na entegre olmak denmektedir. Dünyada
artık ulusal sınırlar flû hale gelmiştir. Ulus devletlerin modası geçmiştir;
dünya küçük bir köye dönüşmüş, direnmek boşunadır, savlarıyla bizim gibi
gelişmekte olan ülkeler, ABD, AB, İngiltere ve İsrail baskıcı devletlerin dünya
üzerinde kurdukları yeni “küresel emperyalizm” in egemenliği altına alınmak
istenmekte ve bağımsızlığından vazgeçerek sömürgeleştirilmeye çalışılmaktadır. Küresel
yeni emperyalizm hiçbir kamusal alan kalmayacak diye emretmekte, onun
desteklediği bu iktidarda bütün bu varlıklarımızı “özelleştirme” bahanesiyle
yabancılara satmaktadır. Önce 4916 sayılı “Yabancılara Gayrimenkul Satışına
Dair Yasa”yı çıkartıp bu Anayasa Mahkemesi tarafından iptâl edilince, 5444
sayılı Yasa’yı çıkartarak bu satış sürecini devam ettirmektedir. Ancak bu
yasada Anayasa Mahkemesi tarafından iptâl istemiyle incele me altına
alınmıştır. Ülkemizin tarımı çökertilerek çiftçimiz, köylümüz çaresiz
bırakılmış, üret tiği ürünlerine AB tarafından kotalar konarak çok büyük bir
çıkmazın içine sürüklenmiştir. Halkımıza tütün ekemesin, pamuk yetiştiremezsin,
şeker pancarı kotalarını ben belirlerim denmektedir. Bu kuşatmalar çiftçimizi
borç batağına düşürmüş sahillerdeki tütün tarlalarını, muz ve narenciye
bahçelerini yabancılara satmaya yönelmiş, borlarından kurtulmanın yolunu
bulmaya çalışmaktadır. Yani üreterek yaşamını kimseye muhtaç olmadan
sürdürmesine izin verilmemektedir. Bugün, yabancıların en güzel sahil
kentlerimizi bol dolarlı işgal sürecini yaşa maktayız. Tarihte
de bu süreç yaşanmış ve ülkemize bir “Kurtuluş Savaşı”na neden olmuştur.1896
tarihli tapularla İzmir- Urla ilçesine bağlı Uzunada ve Hekimada İngiliz
mirasçılar tarafından talep edilebilmiştir. Bu olayın halen davası devam
etmektedir. Yine
şirket alımlarıyla ilgili bilgi alma olanağından yoksun bulunmaktayız. Bu
alımlarla ilgili veriler kamuoyuna açıklanmamaktadır. Ayrıca 49–99 yıllığına
verilmiş olan kullanma hakları ile zilyetlikle yapılan alımların boyutları
bilinememektedir. Anayasa
Mahkemesi ile Yargıtay Hukuk Daireler genel Kurulu’nun önceki iptal
kararlarının ne anlama geldiğine bir türlü yanıt alınamamakta ve halkımızın bu
konudaki duyarlılığına hiç önem verilmemektedir. Yeni
çıkartılan 5444 sayılı Yasa, Anayasa Mahkemesi’nin bozma kararına aykırılıklar
içermektedir. Anayasa Mahkemesi’nin bozma gerekçeleri üç maddede toplanmıştır. Satışlarda
il yüzölçümlerinin %05 sınırı getirilmiş olmasına karşın Kilis’te %040,
Hatay’da %020, G.Antep’te %06, Urfa’da %06 sınırları aşılmıştır. Antalya,
Aydın, Muğla ve İzmir’de %05 sınırı zorlanmaya başlanmaktadır. İlçeler
olarak; Didim, Alanya, Kaş-Kalkan, Bodrum, Marmaris, Kuşadası, Datça, Fethiye,
Dikili, Çeşme, Urla, Alaçatı, Ayvalık, Dalaman, Dalyan, Köyceğiz, Sarıgerme,
Milas, Güllük, Kıyıkışlacık, Ortakışlacık gibi sahil bölgelerimizde durum hiç
de iç açıcı gitmiyor. Karşılıklılık
ilkesi büyük bir saptırmaca ve gerçeği yansıtmamaktadır. Ne fiilen ve ne de
hukuken örtüşmemektedir. Özelleştirmeler
kapsamında; bankalar, medya, limanlar, havaalanları, barajlar, madenlerimiz, 2b
ile orman alanları, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, sahiller, ormanlar,
sit alanları ve hazine arazileri teker teker elden çıkıp, Turizm Teşvik Yasası,
Yabancı Sermayeyi Teşvik Yasası, Doğrudan Yabancı Sermayeyi Teşvik Yasası,
Yap-İşlet-Devret Yasası ile yabancıların eline geçiyor. KİT’ler; Telekom, Tüpraş, Pet-kim, Botaş, Seka,
Seydişehir, Erdemir, İsdemir, Tekel, Et-balık, Sümerbank, Beykoz gibi
Atatürk’ün Türk halkının refahı, kalkınması, mutluluğu için kurduğu ve her biri
birer Türkiye demek olan dünyanın sayılı devleri arasında yer alan kamu
işletmeleri, vergi rekortmeni kurumlar. Türk halkının işsizliğini önleyerek
çare olan fabrikalarımız, kalelerimiz ve tersanelerimiz bugün dolarla işgal
altındadır. Geçlerimiz işsizliğe, yalnızlığa ve korumasız bırakılmaya terk
edilmektedir. İspanyol
ve Norveç modeli ile ne yapılmak isteniyor? Vakıflar Yasası ile Yabancı Azınlık
Vakıfları’nın talepleri nelerdir? Doğu Anadolu’da Ermeni talepleri ve Ermeni
soykırım yalanları… Pontus, Süryani ve Rum soykırım yalanları. EWRA(Avrupa
Su Araştırma Birliği) Suda OPEC anlamına mı gelmektedir. Dicle ve Fırat’ın
yönetimi AB tarafından talep edilmektedir. Devlet
Denetleme Kurulu’nun “Yabancılara Toprak Satışı”na ilişkin araştırma raporu
neler içermektedir. Satılacak
yer kaldı mı? Sıra tarihi lise ve okullara geldi. Mayınlı
araziler hangi amaçla temizlenmek isteniyor? Birleşmiş Milletler Dünya
Mayınlarını Temizleme Komisyonu’nun aldığı kararlara 10 yıl içinde uyulması
gerektiği hususu ülkemizin sınır güvenliğini nasıl etkilemektedir? Bütün bunlar
AB’ye girmek için, ülkemize emperyalizm tarafından ulusal bağımsızlığımızın ve
ulus devlet yapımızın ortadan kaldırması amacına yönelik dayatmalar olarak
kabul edilmelidir. 12.12.2006
Anahtar Kelimeler :
Kaynak :