Sitede Ara

Yazar :
Y.E. Çoruhlu , O. Demir

Özet :
Vakıf, bir malın sahibi tarafından kendi rıza ve iradesi ile şahsi mülkiyetten çıkartılarak, belli şart ve gaye ile bir hayır hizmetine  ebedi tahsisi olarak tanımlanabilir. Medeni Kanun’ da vakıf başlı başına mevcudiyeti haiz olmak üzere bir malın belli bir gayeye  tahsisi olarak tanımlanmış ve vakfedilen malın bütün ve gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü gelirin veya ekonomik hakların vakfedileceği hükmü yer almıştır. Burada sözü edilen mal, taşınmaz mal niteliğinde olup arazi­ arsa han­hamam­külliyeimaret vs.dir. Ülkemizde vakıflarla ilgili her türlü  ödev ve görevler Vakıflar Genel Müdürlüğünün  uhdesindedir. 3402  sayılı Kadastro Kanunu ile değişik 5304 sayılı yasa kapsamında memleket kadastrosunun tamamlanması adına Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü  kontrolünde özel sektöre kadastro  çalışmalarının  teknik işleri yaptırılmaktadır. İhaleli kadastro  olarak bilinen  bu  çalışmalar ülke sathında yoğun bir şekilde sürdürülmektedir. Geçmişten günümüze kırsal ve kentsel alanlarda değişik amaçlar için  gayrimenkuller vakf edilmiştir. Kentsel alanlarda yapılan  kadastro  çalışmalarında vakf edilen  taşınmazların  tespitinde genelde  sorunlar yaşanmaz. Ancak kırsal kesimde vakf edilen  taşınmazların zamanla vakıf gayesi ile kullanılmamasından  kaynaklı yer tespitleri oldukça güç  olmaktadır. Vakıf arazilerinin  sınırları bilirkişiler tarafından  gösterilememekte mevcut belge ve bilgiler doğrultusunda yer tespitleri yapılamamakta ve bazen de vakıf arazileri fiili kullananları adına zilyetlikle tespit edilebilmektedir. Bu  bildiri kapsamında vakıf arazilerinin günümüzdeki kadastro  çalışmalarındaki durumu, kadastro  çalışmaları esnasında vakıf arazilerinin tespitinde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri ortaya konulacaktır. 

Anahtar Kelimeler :
Vakıflar, Vakıf Arazileri, Kadastro

Kaynak :

Dosyayı İndir