Sitede Ara

Yazar :
E. Köktürk , E. Köktürk

Özet :
Gerek “düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında düzenleme ortaklık payı olarak düşme,” olarak bilinen  “eşit orantılı toprak  kesintisi” ilkesine göre yapılsın ve gerekse “eşdeğerlik” ilkesine göre yapılsın, arsa düzenlemesinin temel düşüncesi; · Bir düzenleme bölgesindeki tüm taşınmazların, alanlarına göre sayısal olarak, yani tapu sicilindeki tüzel durumları bakımından değil, bir düzenleme kütlesinde birleştirilmesi, hamur edilmesi, · Öncelikle bu düzenleme kütlesinden kamusal amaçlar için gerekli alanların kesilmesi, · Dağıtım kütlesi olarak nitelenen  kalan  alanların  amaca uygun olarak biçimlendirilerek, belli bir ölçüye ve  belirlenmiş düzenleme ilkelerine göre katılım parsellerinin maliklerine dağıtılmasıdır. Temel düşüncesi aynı olmakla beraber, Türkiye’de benimsenmiş olan  “eşit orantılı toprak  kesintisi” ilkesi, uygulamada, ortaklaşa mülkiyetin ferdileşmesi, düzenleme ortaklık payı kesintisi sonrası oluşan küçük payların dağıtılması gibi pek çok konunun çözümünde yetersiz kalmakta, ayrıca bağımsız parsellerin düzenleme sonrası paylı mülkiyetli duruma getirilmesi ve  dağıtımda yaşanan adaletsizlikler yüzünden de çok sık eleştirilmekte ve idari yargıda sıkça iptal davalarına konu olmaktadır. Buna karşın, “eşdeğerlik” ilkesine göre yapılan arsa düzenlemelerinde bu tür sorunlar yaşanmadığı gibi, özel çıkarların  dengelenmesine yaptığı hizmet yanı sıra, düzenli bir kentleşmenin sağlanmasıyla kamu çıkarına yaptığı hizmetler, bu ilkenin  Türkiye’de de kabul edilmesi yönündeki istekleri artırmaktadır. “Eşdeğerlik” ilkesine dayalı arsa düzenlemesini benimsemiş  olan  ülkelerin  imar yasalarında, taşınmaz değerlemesi için  “kamulaştırma”dan  ayrı kurallara ve değerleme  ilkelerine  yer verilmiş  bulunmaktadır. Arsa düzenlemesine konu  taşınmazların  değerlemesinde, alışılmış  olan durumun tersine, bir taşınmazın toplam değeri değil, bütünleyici parçaları olmaksızın yalnızca toprağın değeri belirlenmektedir. Yani, parsel yapılı olsa bile, yapısız olduğu kabul edilerek değerlemeye  tabi tutulmaktadır. İlke olarak ilk kez imara açma amaçlı düzenlemelerde de, katılım parselleri, ham imar toprağının  özelliklerine göre değerlenmektedirler. Böylece, arsa düzenlemesi kapsamında kural olarak kamuya döndürülemeyen  planlamaya bağlı değer artışlarının  maliklerde  kalması ve yalnızca arsa düzenlemesine bağlı değer artışlarının  kamuya döndürülmesi güvence altına alınmaktadır. Görüldüğü üzere, “eşdeğerlik” ilkesine dayalı arsa düzenlemelerinde taşınmaz değerlemesinin  esasları, Türkiye’de sıkça uygulanan  2942  sayılı Kamulaştırma Yasası’ndaki esaslardan  farklıdır. Arsa düzenlemesinde yeni bir ilke ve ölçüt benimsenirken, bunun taşınmaz değerlemesine ilişkin  esaslarının da incelenmesi ve  ülkemize özgü  modelin  ve önerilerin  geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bildiride, 3194 sayılı İmar Yasası’nın 18. maddesinde tanımlanan ve “eşit orantılı toprak kesintisi” ilkesine dayanan arsa düzenlemesinin, “eşdeğerlik” ilkesine dayalı arsa düzenlemesi ile değiştirilmesi önerilirken, bu yeni ilkenin uygulanabilmesi için gerekli olan taşınmaz değerleme esasları incelenmekte ve Türkiye için önerilere yer verilmektedir

Anahtar Kelimeler :
Arsa Düzenlemesi, Eşdeğerlik, Almanya, Taşınmaz Değerleme, Karşılaştırma Yöntemi

Kaynak :

Dosyayı İndir